Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunda oturduğu günden bu yana attığı her adım ve kurduğu her cümleyle Türkiye’nin en çok tartışılan isimlerinden biri olan Yusuf Tekin için Ankara kulisleri “veda” iddialarıyla çalkalanıyor. Sosyal medyada yayılan spekülasyonlar henüz Resmi Gazete ile tescillenmemiş olsa da, Tekin’in rektörlük atamasından “Maarif Modeli”ne uzanan süreçteki karnesi, olası bir görev değişiminin gerekçelerini fısıldıyor.
“Kişiye Özel” Atama İddialarıyla Başlayan Süreç
Yusuf Tekin’in bakanlık yolculuğu aslında 2018 yılındaki rektörlük atamasına dair usul tartışmalarının gölgesinde başlamıştı. Rektörlük için gereken “3 yıl profesörlük” şartının bir kararnameyle kaldırılıp, Tekin atandıktan hemen sonra geri getirilmesi “kişiye özel düzenleme” yorumlarını beraberinde getirmişti. Tekin, Haziran 2023’te Milli Eğitim Bakanı olduğunda ise bu tartışmaları geride bırakmak yerine yeni kutuplaşmaların kapısını araladı.
Karma Eğitim ve “Kız Okulları” Çıkışı
Bakanlığının ilk aylarında dile getirdiği “Gerekirse kız okulları da açabilmeliyiz” önerisi, laiklik ve karma eğitim tartışmalarını zirveye taşıdı. Tekin, bu önerisini muhafazakâr velilerin çocuklarını okula gönderme motivasyonunu artırmak amacıyla savundu. Ancak bu yaklaşım, eğitim sendikaları ve muhalefet tarafından Cumhuriyet eğitim modeline bir müdahale olarak görüldü.
Tekin döneminin en keskin virajlarından biri, dini dernek ve vakıflarla yapılan iş birlikleri oldu. Meclis kürsüsünden bu yapıları “STK” (Sivil Toplum Kuruluşu) olarak tanımlayan Tekin, çocukları kötü alışkanlıklardan korumak için bu protokollerin süreceğini belirtti. Bu durum, eğitimin laik ve kamusal niteliğinin devredildiği eleştirilerini kalıcı hale getirdi.
Maarif Modeli ve Sınav Güvenliği Sınavı
Bakanlığın imza projesi olan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”, müfredatta sadeleşme ve değerler eğitimi odaklı bir dönüşümü hedefledi. Ancak bilimsel derinliğin azaldığı iddiaları eğitim çevrelerini ikiye böldü. İdari tarafta ise 2025 LGS sınavındaki “soru sızıntısı” iddiaları, Bakanlığın güvenilirliğini sarsan en büyük krizlerden biri oldu. Bakanlık iddiaları yalanlasa da 29 personel hakkında başlatılan soruşturma, sınav güvenliği tartışmalarını canlı tuttu.
Okullarda Hijyen Krizi ve Son Durum
2025-2026 eğitim yılının en somut krizi ise okullardaki temizlik personeli eksikliği oldu. Tasarruf tedbirleri nedeniyle değişen istihdam modeli velileri isyan ettirirken, okulların hijyen durumu haftalarca manşetlerden düşmedi.
Şubat 2026 itibarıyla, bu idari ve siyasi birikim kulislerde “Bakan Tekin gidici mi?” sorusunu yüksek sesle sordurmaya başladı. Henüz resmi bir görevden alma kararı bulunmasa da, Tekin’in inşa ettiği modelin uygulama aşamasındaki aksaklıklar, Ankara’daki değişimin en güçlü sinyalleri olarak değerlendiriliyor.